01 Kasım 2009 Pazar

Kimse bana damat diyemeyecek


Ne diyecek, mesela mahmut mu diyecek.

26 Eylül 2009 Cumartesi

Alpaslan Dikmen Sanki Süpermen


1 yıl oldu, hala yazamıyorum. Gitmiyor elim, toplanmıyor cümleler.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Beşiktaş - Manchester United | Foto



Beşiktaş - Manchester United

Beşiktaş - Manchester United

Beşiktaş - Manchester United

Beşiktaş - Manchester United

Youuuu Scottish bastard! Youuuu Scottish bastard!

Beşiktaş - Manchester United
Whereeee is the famous
Whereeee is the famous
Whereeee is the famous
Atmospheeere ?

Beşiktaş - Manchester United

Viva John terry
Viva John terry
One kick of the ball
and they won f**k all
Viva John terry

Viva John terry
Viva John terry
Slipped of the pitch
like a little bitch
Viva John terry

tamamı

Oh Manchester is Wonderful

İşten izin alıyorum, nitekim önce harç yatırmam ardından bahçelievlere gitmem lazım. Evden çıkarken eşyaları çantaya atıyorum, işlerin bitmesi, taksim'e dönmem saat 5. İstiklal'de şöyle bir tur, fotoğraf vs. 6'ya yaklaşıyor, gümüşsuyu'ndan inönü, 6. 2 tane ingiliz bulmam 6.05. Durumu anlatıyorum, bende eski açık bileti velakin gönül ister united tarafı. biri 40 diğeri 50 yaşın üzerinde 2 adam. Tamam diyorlar kordonu bizle geçersin, turnikeye karışmayız. Hayhay.

8 civarı, gel girelim diyorlar. Polis, Türk polisi tabii. No ingilizce diyor, dayanamıyorum vallahi. Diyorum ne zaman girebiliriz, istediğiniz zaman diyor. Sen niye giriyosun bunlarla? İngiltereden geldim ben diyorum, orada büyüdüm. Ayaküstü uydur babam uydur. Aynı saniye Vespertine geliyor, şişt diyorum batırma. Sonra takım elbiseli bir adam geliyor, dediğinden tek kelime anlayamadığım bir ingilizce. Baktım bunlar gidiyor, devam ediyorum. Thanks mate. Cheers. 3 adım sonra öğreniyorum, united'ın steward'ı imiş. Vay anam vay, mate falan noluyo dese serileceğiz yere.

Akbili, çantaya atmışım. Cepte çıkarsa rezalet olmasın. İçeride no turkish çünkü. Turnikeler, okumuyor tabi. Allah allah diyor, bilete bakıyor tekrar deniyor. Gel gel yapıyor diğer turnikeye, o da olmuyor. Niye olmuyo ki bu.. Neden acaba. Başkasına veriyor baksın diye o da çözemiyor. Bir uefa görevlisi daha baıyor, o da bir neden bulabilmiş değil. En sonunda kapıyı açıyorlar geçiyorum. Çantasını iyi ara bunun, meşale falan sokmuştur. Ne var çantada diyor, polardı atkıydı. Olsun olsun arayın. Akbil düşüyor. Bu ne diyor, ne bileyim ben hayatımda ilk kez gördüm. Dönüp tribüne bağırıyor, benden önce giren iki Türk'e sizin mi bu ? Yok değil. Akbil gidiyor ama, koymuşuz bir kere kafaya nolursa gireceğiz. Sorulabilecek en güzel ve aptal soru geliyor, bu çanta senin mi diye. Yok diyorum benim arkadaşım, o öbür tarafta. Hah tamam sakla bunu önemli. Eh önemli tabii, aylık akbili yüklemişim, işe git gel 7.5 lira o olmadan. Bir ton da zaman çıkartana kadar. Sağol dostum.

İçeri giriyorum, beni içeri sokan iki ingiliz, iki türk, ve üç ingiliz daha var. Türklerden biri doğma büyüme manchesterlı, kuzey ingiltere aksanlı bir Türkçe. Diğeri, taraftarların kaldığı otelde çalışan bir personel, bilet var mı diyor, var diyorlar türkiye'de kaça ? 40 diyor, al diyorlar. O da alıyor. Geliyor.

Tuvalete girip çıkıyorum, peşimden bir diğeri. Hamburgerciye dönüyor, tuvalet nerde? Yan tarafta. Giriyor, fuuuuuck meee! Çıkıyor, burda yemek, burda tuvalet bu ne lan diyor. Aldığı hamburgerin dudağına bulaşan kısmını avuçiçi ile silerken. Yan taraftan buna sataşıveriyorlar, sen ben gibi bir türkçeyle, ana avrat düz gidiyor. O ne lan.

Pankartlar asılmaya başlanıyor, asılıyor, görevliler indiriyor tekrar asılıyor. Girenler, bu tribün için mi para verdik lan biz diyorlar ama, verdikleri de para sanki. Görevlilerini yakalayınca bir abluka, asılıyor o pankartlar. Tek tip, her yere, harika. Yarısı 40 yaş üstü. Geri kalanın 3te1i bayan ve çocuk. Tek niyetleri makara, gün boyu 100den fazla söylenecek olan Wes Brown tezahüratları. Kendi içlerinde şakalaşmalar, bağırın lan diyen yok, reis görevinde birisi var gibi ama yok. Hepsinde en az bir united dövmesi. 3lü geliyor, herkes birbirne bakıp gülüyor. Sonrası sırf makara. Gol geliyor seviniyoruz, nihayet bir deplasmandan galibiyetle döneceğim, o da işte anca Manchester'la.

Maç bitimi, önce sol taraftan bir grup Barça oh oh çekiyor, kontrası Galatasaray lalalala. Aynı taraftan sizin ananızı.. gelince, yukarıda bahsettiğim tellere fırlıyor, ne varsa sayarken Türkçe, polis geliyor. El havada, Heeeayt! napıyon lan sen demek istiyor. O ele vuruveriyor çocuk, bi kere o el inecek der gibi, sonra türkçe yapıştırıyor. Kes sesini! Polis bakıyor, dönüyor, gidiyor. Anlayışlı, AB kriterlerine uygun Türk polisi. Devamında Manchester City diye bağıranlar var ki gerçekten araştırma konusu olmaları gerekiyor. İngilizler klasik yüzeyselliklerinde, 1-0 friend 1-0 diyorlar. Stad boşalıyor çıkıyoruz, ölmeden önce yapmam gerekenler listesine bir çizik atıyorum.

17 Eylül 2009 Perşembe

RIP



Belki küfrederlerdi, belki pankart açarlardı.
Lakin yapamadılar.

3 de yetmez 5 tane



Geçen sene olympiakosla oynandığı gün, lehçe kursundan çıkmış devre arasında pişirim diyerek bir iki dondurulmuş yemek kapıp tramvayla eve uçmuştum. en erken livescore açıldığından oraya bakıyorum, 1-0 caaart. justintvde maçın 3-4 dakikasını ya izliyorum ya izleyemiyorum.

Hop bu sene pao geliyor, saat kaçta maç ? 8. İşten çıkıyorum 8.03, vinc'e mesaj. Yoldayım gol olursa haber et. Eve çıkış yolunda bir tanıdığı görüyorum, kaybedilen maçları benim gitmeme ve uğursuzluğuma bağlayan. Ee diyorum 3 attık geçen maç, şimdi de yeniyoruz 1-0 diyo, hobaaa çekeceğim ama neden mesaj atmadı ki bu. Telefona bakıyorum atmış. Eve çıkıp tv'yi açtığım andan itibaren Emre Aşık geçilmez.

Devre arasının bitiyor yemeğe oturuyorum, tv içeride. Çarşıdan gelen ses 2 olduğunu işaret ediyor. Yiyim de izliyim modunda yemeği boğazıma tıkmış içeri gidiyorum, ben odaya giremeden çarşıdan bir patlama daha. 5 saniye sonra ataydınız da sevinirdik biz de.

2 maçtır yürüyerek 3er atan takım, koşsa neler olacak ben bilmiyorum. Futbolu yalamış yutmuşlar çok, onlar açıklar nasıl olsa.

15 Eylül 2009 Salı

Galatasaray - Beşiktaş | Foto

Galatasaray - Beşiktaş

yağmur yağacak mı, seller basacak mı ?

Galatasaray - Beşiktaş

sokağın garip ve gaz nüfusu, ileri geri yüklenmeli atışıyor, eğleniyor.

Galatasaray - Beşiktaş

askeeeeeer. ileriii marş.

Galatasaray - Beşiktaş 2009/2010

Galatasaray - Beşiktaş 2009/2010

Talat Abi

Maç öncesi sarhoşu da ayığı da, çocuğu da yetişkini de bir şekilde musallat oluyor. Bu değişmen bir şey. Hele bir de şişman bir çocuk var, 2 yıldır her maç aynı dialog. Yeter oğlum, yok sana 3 kuruş işte. Kendisi bu kez kayıplardayken önce 2 tane küçük kız geliyor, biri bayram kutluyor diğeri inşallah Galatasaray yener diye geliyor, ellerinde kalemler. Çok geçmeden günün bombası, bir anda bu şekilde sarılarak geliyor, geldiğinde birası yok onu da bir kaç saniye içinde ediniyor. Fotoğraf geldiğinin 2.saniyesi, 4.saniyede elinde bira olacak.

Galatasaray - Beşiktaş

Dediğim gibi musallat olanı bol olduğundan, makara yapmak şöyle dursun uğraşmak bile istemiyor insan bir süre sonra. Bu kez çok farklı. Gelişi duruşu, daha doğrusu duramayışı, aman abi dur gözünü seveyim kıracaksın kafayı. Eh bağıran bol, küfürler başlıyor. Küfüür yooooook diye atlıyor abi, ayağın takıldığı kaldırım, kapaklanma, ters dönme, 2 basamaktan yavaş çekim düşme, 5 saniyede ancak düşüşünü tamamlıyor vücudun bitmişliğinden. Bu esnada koruduğu şey kafası değil bira şişesi. Tüm bunlar 15 saniye içinde olunca ne yapacağını da şaşır, en iyisi kaldıralım adamcağızı. Yok diyor iyiyim ben, güzelmiş burası.

Kaldırıyoruz güç bela, adın ne abi diyoruz. Gömleğin cebinden kimliği çıkartıyor, bakın valla hatırlamıyorum. Talat abi. Kimsen var mı, yok. Napıyosun, içiyorum. Kenan komutanın canlı kanlısı. Bir küfür daha geliyor yukarlardan, bağırıyor yine. Küfüüür yooook. Osmanlı takımıyız biz küfür yok. Artık kafası nerelerde bilmiyorum ama, bir anda duruyor. 74ten beri buradayım ben diyor, Metin Oktay'ı gördüm. Ayık olsa tutup maça götüreceğim ama sen içmeyecen de ben mi içecem.

14 Eylül 2009 Pazartesi

İlletix

Öyle bir şirketsin ki adama fanatik usulü kelime oyunu bile yaptırıyorsun sen.

Cuma tesadüfen biletlerin satışa çıktığını görüyorum, 75 lira her zaman verilecek para değil ama United da Türkiye'ye her zaman gelmiyor. Kırk yıln başı gelip paf takımı da getirebiliyorlar. Biletler çıkmadan kulübe mail atıyorum, Türkiye'de yaşayıp deplasman tarafına bilet istediğimi söyleyerek. Sezonluk bilet sahiplerine ayırtıldığını söylüyor bütün biletlerin, 5 dakika içinde gelen cevap. Bu deplasmana çıkartılan kombine mi yoksa kombinelilere böyle bir öncelik mi var bilemeyeceğim. Yapacak tek şey, eski açık bileti alıp tipten kurtarmak.

Biletler çıkıyor, ödeme sayfası garip şekilde hiç sorunsuz açılıyor, kredi kartı hata veriyor, tekrar deniyorum tekrar hata veriyor, sabah para yatırmayı unuttum evet ama limitin o kadar dolmuş olması da tahminim içerisinde değil. İsbank.com.tr kontrol, limit yetersiz, 5 lira ile. Geçen haftasonu alınan kitaplar gözümün önünden geçiyooor geçiyor.

Bir kaç kişiye sorduktan sonra yan bilgisayarımda oturan Tolga imdadıma yetişiyor, bu kez her önemli maçta olduğu gibi anlaşımaz bir hata vermeye başlıyor, onu da kendi yöntemlerimizle atlatıp son sayfaya geliyoruz, reddediyor reddediyor. Sonra uyanıyoruz orada atılacak bir thick var. O sırada doğumgünü kutlaması telaşesi, karambolde bilet cepte.

Bugün oluyor, yarın maç var hani. Gidip Tolga'yla bileti almak lazım. Kartı vereyim sana diyor benden erken çıkarken, mantıklı geliyor değil mi ? Vermezler diyorum, Kadıköy'de buluşuruz. Buluşuyoruz, çantaya bakıyor, yüz ifadesi yeterli. Cüzdan yok. İşte mi evde mi işte mi düştü mü işte olsa ne olacak yetişemeyiz 40 dakka var, yarın olsa, aktiviteden 2 saat öncesinde staddan alabilirsiniz anca. Ya kart numarasını ezbere söylesek, kimlik göstersek, olmaz kameradan izleniyorum. Tamam veririz bi kart. Olmaz adını onaylamam lazım. Tamam kimlik var, ama kartta olan isimi nerden bileyim. İsim karttan farklı olsa bileti alamayız ki ? Nasıl yani ? Orada oturup, internetten alışverişin mekanizmasını açıklıyoruz. Mırın kırın arıza gakguk, emanet parası verelime kadar gidiyor iş ama nuh var peygamber yok. E madem öle iptal edelim ? Olmuyor çekildi para. E o zaman ver, olmuyor. E yanacak bilet ? Yapcak bişey yok. "Biletix'de çalışmamış olsam yiyeceğim şu dediğini" diyorum, tamamen sallayarak. Eskiden öyleydi de artık böyle diyor, koyamıyorum ki küfürü. Başka biletix var mı, var seyhan müzik. İddaacıdan kağıt al, dilekçe uydur, seyhan müziğe git. Yok öbür şube. Son 5 dakika. Koş. Git. Kapattık....

Ama bi dinlesen... Ha internetse ok. Ama bir de durum şu ki tanıdık şehirdışında. Sorun değil ayarlarız, ben de Beşiktaşlı olduğumdan sıkıntı yok. Sinsi sinsi gül. Güvenlik numarası ? Ben tolgaya, tolga bana. Dur arayayım. Arar gibi yap, tam o sırada telefon çalmaması için de dua etmeyi unutma. Bileti al, toz ol.

İnönü'ye gitmem, 4 günde 2 galibiyet seyretmem engellenemez :)

13 Eylül 2009 Pazar

Cumartesi maç vardı

Sızıp kaldığım salondan odama geçişi sabah 6 gibi yapıyorum, sonra 7-8-9-10 saat başı adavapuru gibi uyanıp durunca, 10buçukta isyan edip kalkıyorum. Günlük internet turu ardından kahvaltı ve maç hazırlıkları. Her yerden yağmur haberi, sarıyer'i su basmış, postal mı giysem spor mu, şort mu giysem pantolon mu, uzun kol mu giysem kısa mı ? Bir erkek için ciddi anlamda uzun sayılacak bir süre bunları düşünüp, uğurlu nonda kombinasyonuyla uzun kol ve şeritli, üzerine ne olur ne olmaz mentalita poları, kamuflaj pantolon ve postal. Atkı değişik ama.. Postalları da çekip yola çıkıyorum, çiseliyor ama fena sıcak. Otobüs beklerken iş bankası'na para yatırmam gerektiği aklıma geliyor, gidiyorum yine bozuk atm. Çalışsa şaşacağım. Tam o sırada gözucuyla farkedilen otobüs, postallar yerden kalkmıyor ama yetişiyorum. Mecidiyeköy. Sıkı rüzgar olmasına rağmen üşümezken, nonda'lı malum maçın gayet sıcak bir havada olduğundan kombinasyonda bir hata olduğunu farkedip bunun uğursuz Hamburg 4lemesi olduğu aklıma geliyor, belki atkıdan kurtarırız olum..

Askere gideceği için kombine almayan casu, sakalım olmasına rağmen sözümü dinlemediğine pişman karaborsa bilet soruyoruz. Yeni Açık var diyor bir tanesi. Kaç diyoruz ? 250 diyor. Efendim ? 250. 250? 250. Hee tamam o zaman.

Son dakikalarla, tanıdıklarla uğraşmayıp bir bilet aldıktan sonra(250'liği değil tabiiki) kafa rahat, metro, beyoğlu. Pi'yi deniyoruz basket maçı için, cnbc-e yayını olduğundan ntv de olur diyerek, olmuyormuş. Bordeaux maçında yıktığımız festiva yardıma koşuyor ama, dışarda yer kalmamış, nargile içesimiz de var. Boşalınca dışarda yer etsene. Tabii ederim. Maç başlıyor, bir garip maç. Yarı oluyor, ara bitiyor. Dışarda bir masanın değişitiğini farkediyoruz o sırada. Bize hesabı ver canım, bir daha da gelene maç kazanmak nasip olmasın. Masayı da 3 kere söyleyince anca siliverdiniz.

Metro, mecidiyeköy. Selamlaşma, alışveriş, kaldırım. Kaldırımda otururken bir anda çıkan sametle, 3 kişilip gala sharp ekibi tamamlanıyor. Alem korksun bizden. Bir kaç saat sonrasında Talat abi geliyor ki bu konuya ayrıca değineceğim. Kendisinin hal ve hareketleriyle geçen vakti anlamamışız, kalmış yarım saat. Hadi diyoruz uçalım. Arkadan diyorlar, gelin olum adam gibi yoldan. Gel daha kısa. E hadi bakalım. Gidiyoruz, polis. Hayırdır ? BJK'liler olduğu için geçemezsiniz. Eh mantıklı. Gerisin geri, neyseki eski açık. Merdivenin her basamağında aynı dialog. Nereye gidiyosun arkadaşım yer yok. Sen çekil ben açarım.

Her zamanki gibi en tepeler. Çatı, harika olmuşsun.. Santrayla beraber yeni açık tarafından parlayan gökyüzü, korner, hiç böylesine yıkılmamış bir eski açık ve en zor gol yiyen takımın işi 4 dakikalıkmış. İkinci yarı, yusuf yusuf yusuf, takım ayakta duramıyo laaan. Vinc'le mesaj trafiği de durmuyor, hayalet baros derken 2 oluyor daha güzel zamanda atılamazdı ama arkamdaki kız da kulak zarımı patlatıyor. Dönüp sevgilisine bi beşlik çakıyorum sevinçtenmiş gibi, ama biraz da içten içten haince. Beşiktaş taraftarına değinmek bile istemezken 3 oluyor, bu rakip de güçsüzmüş ama yapacak bir şey yok.

Maç bitimi casu bana ben ona bakıyorum. Topuklar sızlıyor, tek damla yağmur görmemişiz. Pantolon pişirmiş, uzun kol yakmış. O da diyor geberiğim, e salla o zaman beyoğlu falan, Talat abi neyine yetmedi.